Kuran'ın sadece İmam sınıfına, sadece Vaizlere, sadece Medrese Hocalarına değil tüm Mümin'lere bir Hayat Rehberi olarak indirilmiş bir kitap olduğunu idrak eden bir toplum meydana getirebilmek. İşte asıl mesele bu...
Modern İnsanın kulağına laf gitmyior ki Kuran gitsin. Sadece günlük koşturma esnasında Cuma Hutbesinde 2 satır Kuran Ayetini dinlerse dinliyor ve Namaz biter bitmez sanki dalış rekoru kırmış dalgıç misali camiden dışarı fırlıyor !
Hanımlarımızın haftalık sohbet toplantıları var ve anlamını bilmeden dahası merak dahi etmeden 41 yasin okuyup dağılıyorlar.
Bazı Erkek Kardeşlerimiz ise işin daha kestirme yolunu bulmuş vaziyette. Haftasonu bir Hoca'nın sohbetine katılıyor ve orada uyukluyor ki bende bu toplum içindeydim diyebilmek maksadıyla.
Haftada hiç olmazsa bir gün evimize sadece Allah'ı ve O'nun Rasulünü misafir etmeliyiz. Bir gün evin başka bir odasına Hicret edip tüm aile olarak Kuran'ı anlamaya çalışarak okumalıyız. Dizilerden, Filmlerden, Reklamlardan, Açık Oturumlardan, Belgesellerden firar edip Allah'ın sözüne muhatap olabilmek.
İman ettim diyen bir kimse nasıl olurda İlk Vahiy olan "OKU" emrine sırtını dönebilir ?
"Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz. Bir kavme olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adaletli olun, çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. [ Maide Suresi - 8 ]
Hrant Dink konusunda Haksızlığa karşı sesimizi yükselttik ve yükseltiyoruz fakat çift taraflı olarak öyle kışkırtmalar varki şu konuyu da dillendirmek gerekli. Birileri bu olay üstünden 100 yıllık Kinlerini kusmakta, birileri ise geçmişte yaşanan ihanet sebebiyle bu konuda Adaletsizlikte olsa caiz görmekte.
Tavrım İslam'i ve İnsani bir tavırdır. Zerre şüphe duymuyorum. Allah (c.c.) ne söylemişse onu yapıyorum. Bu Ayet-i Kerime'nin farkına şu ana kadar varmadıysanız bundan sonra Şahitlik etmektesiniz. Hakkı ayakta tutması gereken bizleriz Texas Valisi değil !
Yüce Allah’ın insana bağışladığı sağlık, âfiyet, güç, kuvvet, çeşitli yiyecek ve içecekler gibi sayısız maddî ve dünyevî ni’metleri yanında akıl, zekâ, hayal ve sezme gücü gibi manevî ihsanları da vardır. Esasında insana gerçek haysiyet ve itibarı kazandıran, onu yücelten bu manevî hasletlerdir. Sözü geçen manevî özelliklerden yeteri kadar nasiplenememiş kimselerin elinde bulundurduğu maddî imkânları faydalı bir şekilde kullanabilmesi ve bunları gerektiği şekilde değerlendirebilmesi mümkün değildir.
Sizi bir zorbanın zorlayıcı kuvvetiyle bağlamıyor, ikinizi bir yere getirmekten men etmiyor. Hür, seçme sahibi, serbest bırakıyor. Haydi şairlerin ve diğerlerin sünûhat(içe doğmalar)ına veya gafillerin, kendini bilmezlerin, sahtekârların, şarlatanların aldatmalarına benzer gibi kuruntuya düştüğünüz ve bundan dolayı şüphelendiğiniz Kur’ân’ın ve hatta bir sûrenin dengini getirmek için elinizden geleni yapınız, diyor.
Dînimizde insanın en önemli vazifesi, ilâhî bir emanet olan hayatı en ciddî ve akıllı şekilde korumaktır. İnsan kendi hayatı konusunda gösterdiği dikkat ve sorumluluğu diğer insanlar için de aynı şekilde göstermek zorundadır.
Okuyup yazarlardan, tahsil görenlerden, şairlikle uğraşanlardan biriniz, bir sûre getiriniz, Ve hatta Allah’tan (c.c) başka güvendiğiniz ne kadar yardımcılarınız, tanıdığınız ne kadar mabutlarınız, iktidarını farzettiğiniz ne kadar putlarınız, şairleriniz, edipleriniz, bilginleriniz, filozoflarınız, âmirleriniz, hâsılı size baş, el, ayak olmak isteyecek ne kadar yardakçılarınız, şahitleriniz, önderleriniz varsa hepsini de çağırınız, hepsi gelsin Kur’ân sûrelerine benzer ve tam onun eşi bir sûre bulabilir misiniz?
Enes b. Mâlik, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) Medine’ye gelişlerinde Medineli Müslümanlar arasında meydana gelen heyecan ve coşkuyu şöyle anlatmaktadır: “Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) kendisini karşılayanlarla birlikte şehre girdi.
Kur’ân-ı Kerîm’de insanın yapısındaki temel karakteristik (belirgin özellik) onun çok insafsız ve cahil olduğunu belirleyecek şekilde tanımlanmıştır. Tabîî insanlardan sayıları fazla olmamakla beraber bu zulüm ve cehaletten arınmayı başararak insaf ve irfan nûruyla zihnini ve gönlünü aydınlatabilmiş bahtiyarları göz ardı etmemek gerekir.
Dünya kuruldu kurulalı geçmişle ilgili bu kadar büyük ve bu kadar eşsiz bir haberi, bu kadar ciddiyetle peygamberlerden ve bilhassa son Peygamber’den (s.a.v.) başka hiçbir kimse isbat etmeye değil, ortaya atmaya bile cesaret edememiştir.
Enes b. Mâlik (r.a) (613-709), milâdi 613 yıllarında Medine’de doğan ve milâdi 709 (h.90) yılında Basra’da vefât eden Hz. Enes b. Mâlik’in neseb silsilesi: Enes b. Mâlik b. Nadr b. Bamdam b. Zeyd b. Haram b. Cündüb b. Amir b. Ganm İbn Adiyy b. Neccâr, Ebû Hamzatü’l-Ensan el-Hazrecî’dir. Annesi ise, Ümmi Süleym Sehle binti Milhan b. Halid b. Zeyd b. Haram b. Cündüb’dür.
Tekrar yayın hayatı Tüm Bilgilenmek isteyen gençlere ışık olur inşallah.. Hayırlara vesile olması temennisiyle...
Hergüne Bir Dua
Sana teslîm oldum ey Rabbim! Sana îmân etdim, sana tevekkül etdim ve sana yöneldim, inanmayanlara karşı, sana dayanarak mücâdele etdim ve neticede ancak seni hakem olarak kabul etdim, benim evvelki yapdıklarımı da, sonradan yapacaklarımı da, gizli yaptıklarımı da açık yapdıklarımı da mağfiret et.
Hergüne Bir Hadis
Bir kul ki,Allâhü Teâlâ onun kalbinden beşere merhamet yaratmamıştır,haib ve hâsir olmuştur.
:..Hergüne Bir Ayet..:
Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. (Lokman-18.Ayet)